töre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
töre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2010 Cuma

Medine’yi diri diri gömmüşler

Paylaş
Cesedi evlerinin bahçesindeki kümesten çıkarılmıştı Medine’nin. Babası ve dedesinin öldürdükten sonra gömdüğü iddia edilmişti. Korkunç gerçek dün ortaya çıktı. Medine canlıyken gömülmüştü




Cesedi, Adıyaman’ın Kahta ilçesindeki evlerinin bahçesinde bulunan kümeste, toprak altında bulunmuştu 16 yaşındaki Medine Memi’nin. Oturur vaziyetteydi ve elleri bağlıydı. Erkeklerle konuştuğu gerekçesiyle dedesi ve babası tarafından öldürüldükten sonra kümeste kazılan çukura gömüldüğü iddia edilmişti. Ancak Medine’nin cesedi üzerinde yapılan inceleme talihsiz kızın diri diri gömüldüğünü ortaya çıkardı.

Medine’nin cesedi, Malatya Adli Tıp Kurumu’ndaki otopsinin ardından, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde incelendi. Mide ve ciğerlerinde toprak olduğu belirlenen genç kızın kanında ilaç veya uyuşturucuya rastlanmadı. Vücudunda ciddi darp da yoktu. Genç kızın, gömüldüğü zaman hayatta ve bilincinin açık olduğunun anlaşıldığı kaydedildi. Yetkililer, şu bilgiyi verdi:



Ürperten sonuç

“Medine’nin cesedi iki metrelik bir çukurda bulunmuştu. Otopsinin ardından mikroskobik dediğimiz inceleme de tamamlandı. Çıkan sonuç ürpertici. Çünkü, elimizdeki verilere göre genç kız bilinci açıkken gömüldü. Zira genç kızın mide ve ciğerlerinde yoğun toprak olduğu belirlendi.”





Medine’nin cesedi evlerinin kümesindeki bu çukurdan çıkarılmıştı. Genç kıza ait bir fotoğraf ise bulunamadı.



Baba ve dede suskun

Adıyaman’ın Kahta ilçesinde, 40 gün kendisinden haber alınamadığı belirtilen genç kızın cesedi, ihbar üzerine Kahta İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince, Ayhan Memi’ye ait evin bahçesindeki kümeste açılan iki metre derinlikteki çukurda bulunmuştu. Olayla ilgili olarak baba Ayhan Memi, dede Fethi Memi ve anne İmmihan Memi gözaltına alınmış, baba ve dede çıkartıldıkları nöbetçi mahkemece tutuklanmıştı. Baba Ayhan Memi ile dede Fethi Memi, mahkemede susma hakkını kullanmıştı.



1 Şubat 2010 Pazartesi

Hani töre cinayetine indirim yoktu!

Paylaş
Gülseren töre cinayetine kurban gitti. Mahkeme baba ve oğula "tahrik" indirimi yaptı. Oğul serbest kaldı. Baba ise...




Her şey Diyarbakırlı 18 yaşındaki Gülseren Tanrıkut'un, üvey kardeşinin tecavüzüne uğramasıyla başladı. Olay ortaya çıkınca, genç kız başka biriyle evlendirildi.



Ancak bakire çıkmadığı için, imam nikahlı eşinden sürekli dayak yedi. Dayanamadı; baba evine dönüp, sekreterlik yapmaya başladı. Bu kez de "dul kadın" damgası yakasına yapıştı. Komşuları, "Eve geç geliyor. Askılı elbise giyiyor" diye dedikodu çıkardı. Sonunda, "aile namusuna leke sürdüğü" gerekçesiyle Gülseren'in ölüm fermanı imzalandı.





BABASI BOĞDU

Gülseren, 6 yıl önce bir gece infaz edildi. 15 yaşındaki Mehmet çırpınmasın diye ayaklarından tutarken, babası Hasan Tanrıkut elektrikli ısıtıcının kablosuyla boğdu Gülseren'i. 12 yaşındaki İdris de olanı biteni seyretti. Hasan Tanrıkut, tanınmaması için kızının yüzüne naylon poşet eritip damlattı.



Sonra cesedi şeker çuvalına koyup, oğullarına "Atın" emrini verdi. İki kardeş, ablalarını 50 metre uzaklıktaki okulun duvarının dibine bıraktı. Gülseren'i, 1 hafta sonra annesi teşhis etti morgda. Töre cinayetini, 12 yaşındaki İdris'in ifadesi ortaya çıkardı. Ama bu ifade, İdris'in yaşı küçük olduğu için resmi tutanaklara geçmedi. 15 yaşındaki Mehmet, suçu üstlenmeye çalıştı. Ablasını uyardığını, "Sen de başıma erkek mi kesildin?" cevabını aldığını savundu.



Sonra da İdris ifadesini değiştirdi. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise, eski TCK'ya göre "kasten adam öldürmek" yargılanan baba Hasan ve oğlu Mehmet'i önce müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ardından babanın cezasını iyi halden 30 yıla, Mehmet'in cezasını da yaşı küçük olduğu için 15 yıla indirdi. Anne Hatice ve diğer kardeş İdris beraat etti. Yargıtay ise, yeni TCK'nın sanıkların lehine olması nedeniyle kararı bozdu. Ayrıca tahrik indirimi yapılmasını istedi.





İYİ HAL İNDİRİMİ

Davayı ikinci kez görüşen mahkeme, oy çokluğuyla verdiği kararda, baba ile oğlunu TCK'nın 82/1-d maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ardından, "cinayetin haksız tahrik altında işlendiği" gerekçesiyle cezaları 24 yıla indirdi.



Sonra "iyi hal" indirimi geldi; babanın cezası 20 yıla, oğlununki de 6 yıl 8 aya düştü. Mehmet, tutuklu kaldığı süre cezasını karşıladığı için tahliye edildi. Babanın cezaevinde kalacağı süre ise 6 yıla indi. Olay "tipik bir töre cinayeti" diye nitelendi ve Gülseren'in kapalı toplum ve tutucu aile çevresi içinde ailesini küçük düşürecek şekilde yaşamaya devam etmesi, kardeşini 'Başıma erkek mi kesildin?' diye terslemesi "haksız tahrik" sayıldı.



Dosyayı 10 Aralık'ta ele alan Yargıtay 1. Ceza Dairesi de, kararı oy çokluğuyla onadı. Ancak Başkan Mehmet Yalçın, karara, babanın delil yetersizliği nedeniyle beraat etmesi gerektiği yönünde şerh koydurdu. Başkan ayrıca, Gülseren'in kötü yola düştüğü yönünde yeterli delil bulunmadığını ve Mehmet'e tahrik indirimi uygulanmaması gerektiği yönünde muhalefet şerhi koydu.