Paylaş
Tecavüz mağduru kızın 'psikolojisinin etkilenip etkilenmediği'nin anlaşılması için rapor istenen Adli Tıp Kurumu 2011'e randevu verdi. İki kez intihara teşebbüs eden kız için daha erken rapor verilmesi istemini de kurum reddetti: İş çok...
11:04
09 Nisan 2010
Radikal Gazetesi'nde İsmail Saymaz imzası ile yeralan habere göre, öğretmeni tarafından tecavüze uğrayan öğrencinin ‘ruh sağlığının bozulup bozulmadığı’nın anlaşılması için rapor istenen Adli Tıp kurumu 15 ay sonraya randevu verdi.
Mahkeme, sürenin öne çekilmesini isteyince ATK, ‘iş yükü’ gerekçesiyle reddetti. ATK, “Günlük bakabileceğimiz hasta sayısı kadar randevu verilmektedir. Randevu tarihinin öne çekilmesi durumunda yeni verilecek tarihteki randevulu vakalar muayene edilemeyeceğinden tarihin öne çekilmesi mümkün değildir” dedi.
Adli Tıp Uzmanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Ümit Biçer, ATK’nin randevu tarihini ‘sistem’ sorununa bağlıyor.
İstanbul’da, Mart 2008’de, bir lise öğretmeni 17 yaşındaki kız öğrencisini evine götürdü. İddiaya göre evde tecavüze yeltendi. Öğrenci, saldırıyı altı ay boyunca gizledi. Bu süreçte iki kez intihara kalkıştı. Daha sonra diğer öğretmenlerine anlattı.
Öğretmenlerin gayretiyle 3 Aralık 2008’de şikâyetçi oldu. İlk muayenede, bakire olduğu ama kızlık zarının zarar gördüğü belirlendi. Bu arada öğrenci, 2009 yılı içerisinde bir kere jiletle avuçlarını kesti, 3 Temmuz 2009’da ilaçla intihara kalkıştı.
ÖĞRETMEN MESLEKTEN ATILDI
Meslekten ihraç edilen öğretmene Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, TCK’nin (TCK) 103. maddesine göre ‘çocuğa cinsel istismar’ suçlamasıyla dava açıldı. Mahkeme, 18 Eylül 2009’da görülen duruşmada, psikiyatrik inceleme için ATK’den randevu istenmesine karar verdi. ATK 8 Temmuz 2011’e randevu verdi. Mahkeme, 9 Aralık 2009’da, randevunun daha öne çekilmesini istedi. Ancak 15 Ocak 2010’da ATK Başkanı Haluk İnce’den gelen yanıt, vahim manzaraya işaret ediyordu: "MÜMKÜN DEĞİL" “Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulu’nda görevli çocuk psikiyatrisi ve psikiyatri uzmanlarının günlük bakabileceği hasta sayısı kadar randevu verilmektedir. Randevu tarihinin öne çekilmesi durumunda yeni verilecek tarihteki randevulu vakalar muayene edilemeyeceğinden randevu tarihinin öne çekilmesi mümkün değildir.” Son duruşma, 1 Nisan’da görüldü. Mahkeme Başkanı Meryem Üstüner, Yargıtay’a atandığı, yerine geçici başkan nezaret ettiği için kararsız kalındı. Duruşmada, “TCK’nın 103/6’nın yerine getirilmesinin çalışılmasına...” diye karar çıktı.
‘Çocuğa cinsel istismar’ı düzenleyen TCK 103. maddenin altıncı fıkrasında, “Mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde, 15 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur” şeklindeki, cezayı artıran bir hüküm yer alıyor. Bu koşulun sağlanması için ‘beden ve ruh sağlığının’ bozulduğunu saptayan rapor isteniyor. Yasada olmamasına rağmen uygulama, raporun ATK’dan alınması yönünde işletiliyor.
ÜNİVERSİTEDEN ATILABİLİR
Oysaki ATK’nın 15 Ocak 2010’daki yazısında bile, üniversitelerin Çocuk Psikiyatrisi ve Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan rapor aldırılması öneriliyor. Ve aslında dava Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosyada, benzer bir rapor bulunuyor. İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Polikliniği’nin 21 Mayıs 2009 tarihli raporu, cinsel saldırıya işaret ediyor: “Travma sonrası stres bozukluğu, ileri düzeyde işlev kaybı ve Major depresyon tanılarının, kişinin sağlığını ve algılama yeteneğini basit tıbbi müdahaleyle giderilmeyecek düzeyde bozduğu, ruhsal bozuklukların kalıcı bozukluk niteliği yönünden izlenmesi ve altı ay sonra değerlendirilmesinin uygun olacağı...”
tecavüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tecavüz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Nisan 2010 Cuma
9 Şubat 2010 Salı
Çorum'da tecavüz ve taciz rakamları korkutuyor
Paylaş
Bir yıl içinde 22 tecavüz ve taciz olayı... Birden fazla kız çocuğunun para karşılığında kendilerinden yaşça büyük erkeklerle evlendirilmesi... Bu olayların hepsi aynı kentte, Çorum'da meydana geldi. Polisin ortaya çıkardığı tecavüz olaylarında mağdurların çoğu, 12-17 yaşlarındaki kızlar. İşte Çorum'da son dönemde yaşanan olaylar...
Çorum'da, yaklaşık 2 hafta önce 12 yaşında bir kız çocuğunun başına gelenler haber konusu oldu: S.A. babası tarafından iki kez satılmış, baba kızına karşılık ilkinde 4 inek almış, ikinci satışta 10 bin lira istemişti.
Bu olaydan önce Çorum'dan gelen haberler de dikkat çekiciydi.
Para karşığında evlendirilen kızların yanı sıra, tecavüze ve tacize uğrayan, fuhuşa zorlanan 12-17 yaşlarındaki kız çocukları vardı kentte.
O kızlardan biri 12 yaşındaki P.T'ydi.
İzmir'den getirilen kız çocuğunu 16 kişiye pazarladığı tespit edilen 3 kişi tutuklandı. Ancak bu kişilerden ikisi Adli Tıp raporu ağustos ayına kaldığı için tahliye edildi.
Kentte 2008'den bu yana 22 tecavüz ve taciz olayı meydana geldi. Bu olaylarla ilgili 74 kişi tutuklandı.
Tecavüz ve taciz mağdurlarının büyük bölümü, 12-17 yaşları arasında.
Çorum Valiliği bu yüzden geçen yıl konuya el attı, 'Çocukları Tacizden Koruma Komisyonu' kuruldu.
Komisyon kentin bazı caddelerine, çocukların cinsel istismardan korunmasına yönelik afişler astırdı.
Ancak bu etkin bir çalışma olmadı. Olması da beklenmiyor zaten. Halkın büyük bölümü taciz, tecavüz olaylarının önüne geçilmesi için suçlu kişilerin en ağır cezalara çarptırılması gerektiği inancında.
Bir yıl içinde 22 tecavüz ve taciz olayı... Birden fazla kız çocuğunun para karşılığında kendilerinden yaşça büyük erkeklerle evlendirilmesi... Bu olayların hepsi aynı kentte, Çorum'da meydana geldi. Polisin ortaya çıkardığı tecavüz olaylarında mağdurların çoğu, 12-17 yaşlarındaki kızlar. İşte Çorum'da son dönemde yaşanan olaylar...
Çorum'da, yaklaşık 2 hafta önce 12 yaşında bir kız çocuğunun başına gelenler haber konusu oldu: S.A. babası tarafından iki kez satılmış, baba kızına karşılık ilkinde 4 inek almış, ikinci satışta 10 bin lira istemişti.
Bu olaydan önce Çorum'dan gelen haberler de dikkat çekiciydi.
Para karşığında evlendirilen kızların yanı sıra, tecavüze ve tacize uğrayan, fuhuşa zorlanan 12-17 yaşlarındaki kız çocukları vardı kentte.
O kızlardan biri 12 yaşındaki P.T'ydi.
İzmir'den getirilen kız çocuğunu 16 kişiye pazarladığı tespit edilen 3 kişi tutuklandı. Ancak bu kişilerden ikisi Adli Tıp raporu ağustos ayına kaldığı için tahliye edildi.
Kentte 2008'den bu yana 22 tecavüz ve taciz olayı meydana geldi. Bu olaylarla ilgili 74 kişi tutuklandı.
Tecavüz ve taciz mağdurlarının büyük bölümü, 12-17 yaşları arasında.
Çorum Valiliği bu yüzden geçen yıl konuya el attı, 'Çocukları Tacizden Koruma Komisyonu' kuruldu.
Komisyon kentin bazı caddelerine, çocukların cinsel istismardan korunmasına yönelik afişler astırdı.
Ancak bu etkin bir çalışma olmadı. Olması da beklenmiyor zaten. Halkın büyük bölümü taciz, tecavüz olaylarının önüne geçilmesi için suçlu kişilerin en ağır cezalara çarptırılması gerektiği inancında.
Etiketler:
AHLAKSIZLIK,
ÇORUM,
KAYIP,
KIZ ÇOCUĞU,
POLİS,
tecavüz,
VALİLİĞİ
1 Şubat 2010 Pazartesi
Hani töre cinayetine indirim yoktu!
Paylaş
Gülseren töre cinayetine kurban gitti. Mahkeme baba ve oğula "tahrik" indirimi yaptı. Oğul serbest kaldı. Baba ise...
Her şey Diyarbakırlı 18 yaşındaki Gülseren Tanrıkut'un, üvey kardeşinin tecavüzüne uğramasıyla başladı. Olay ortaya çıkınca, genç kız başka biriyle evlendirildi.
Ancak bakire çıkmadığı için, imam nikahlı eşinden sürekli dayak yedi. Dayanamadı; baba evine dönüp, sekreterlik yapmaya başladı. Bu kez de "dul kadın" damgası yakasına yapıştı. Komşuları, "Eve geç geliyor. Askılı elbise giyiyor" diye dedikodu çıkardı. Sonunda, "aile namusuna leke sürdüğü" gerekçesiyle Gülseren'in ölüm fermanı imzalandı.
BABASI BOĞDU
Gülseren, 6 yıl önce bir gece infaz edildi. 15 yaşındaki Mehmet çırpınmasın diye ayaklarından tutarken, babası Hasan Tanrıkut elektrikli ısıtıcının kablosuyla boğdu Gülseren'i. 12 yaşındaki İdris de olanı biteni seyretti. Hasan Tanrıkut, tanınmaması için kızının yüzüne naylon poşet eritip damlattı.
Sonra cesedi şeker çuvalına koyup, oğullarına "Atın" emrini verdi. İki kardeş, ablalarını 50 metre uzaklıktaki okulun duvarının dibine bıraktı. Gülseren'i, 1 hafta sonra annesi teşhis etti morgda. Töre cinayetini, 12 yaşındaki İdris'in ifadesi ortaya çıkardı. Ama bu ifade, İdris'in yaşı küçük olduğu için resmi tutanaklara geçmedi. 15 yaşındaki Mehmet, suçu üstlenmeye çalıştı. Ablasını uyardığını, "Sen de başıma erkek mi kesildin?" cevabını aldığını savundu.
Sonra da İdris ifadesini değiştirdi. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise, eski TCK'ya göre "kasten adam öldürmek" yargılanan baba Hasan ve oğlu Mehmet'i önce müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ardından babanın cezasını iyi halden 30 yıla, Mehmet'in cezasını da yaşı küçük olduğu için 15 yıla indirdi. Anne Hatice ve diğer kardeş İdris beraat etti. Yargıtay ise, yeni TCK'nın sanıkların lehine olması nedeniyle kararı bozdu. Ayrıca tahrik indirimi yapılmasını istedi.
İYİ HAL İNDİRİMİ
Davayı ikinci kez görüşen mahkeme, oy çokluğuyla verdiği kararda, baba ile oğlunu TCK'nın 82/1-d maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ardından, "cinayetin haksız tahrik altında işlendiği" gerekçesiyle cezaları 24 yıla indirdi.
Sonra "iyi hal" indirimi geldi; babanın cezası 20 yıla, oğlununki de 6 yıl 8 aya düştü. Mehmet, tutuklu kaldığı süre cezasını karşıladığı için tahliye edildi. Babanın cezaevinde kalacağı süre ise 6 yıla indi. Olay "tipik bir töre cinayeti" diye nitelendi ve Gülseren'in kapalı toplum ve tutucu aile çevresi içinde ailesini küçük düşürecek şekilde yaşamaya devam etmesi, kardeşini 'Başıma erkek mi kesildin?' diye terslemesi "haksız tahrik" sayıldı.
Dosyayı 10 Aralık'ta ele alan Yargıtay 1. Ceza Dairesi de, kararı oy çokluğuyla onadı. Ancak Başkan Mehmet Yalçın, karara, babanın delil yetersizliği nedeniyle beraat etmesi gerektiği yönünde şerh koydurdu. Başkan ayrıca, Gülseren'in kötü yola düştüğü yönünde yeterli delil bulunmadığını ve Mehmet'e tahrik indirimi uygulanmaması gerektiği yönünde muhalefet şerhi koydu.
Gülseren töre cinayetine kurban gitti. Mahkeme baba ve oğula "tahrik" indirimi yaptı. Oğul serbest kaldı. Baba ise...
Her şey Diyarbakırlı 18 yaşındaki Gülseren Tanrıkut'un, üvey kardeşinin tecavüzüne uğramasıyla başladı. Olay ortaya çıkınca, genç kız başka biriyle evlendirildi.
Ancak bakire çıkmadığı için, imam nikahlı eşinden sürekli dayak yedi. Dayanamadı; baba evine dönüp, sekreterlik yapmaya başladı. Bu kez de "dul kadın" damgası yakasına yapıştı. Komşuları, "Eve geç geliyor. Askılı elbise giyiyor" diye dedikodu çıkardı. Sonunda, "aile namusuna leke sürdüğü" gerekçesiyle Gülseren'in ölüm fermanı imzalandı.
BABASI BOĞDU
Gülseren, 6 yıl önce bir gece infaz edildi. 15 yaşındaki Mehmet çırpınmasın diye ayaklarından tutarken, babası Hasan Tanrıkut elektrikli ısıtıcının kablosuyla boğdu Gülseren'i. 12 yaşındaki İdris de olanı biteni seyretti. Hasan Tanrıkut, tanınmaması için kızının yüzüne naylon poşet eritip damlattı.
Sonra cesedi şeker çuvalına koyup, oğullarına "Atın" emrini verdi. İki kardeş, ablalarını 50 metre uzaklıktaki okulun duvarının dibine bıraktı. Gülseren'i, 1 hafta sonra annesi teşhis etti morgda. Töre cinayetini, 12 yaşındaki İdris'in ifadesi ortaya çıkardı. Ama bu ifade, İdris'in yaşı küçük olduğu için resmi tutanaklara geçmedi. 15 yaşındaki Mehmet, suçu üstlenmeye çalıştı. Ablasını uyardığını, "Sen de başıma erkek mi kesildin?" cevabını aldığını savundu.
Sonra da İdris ifadesini değiştirdi. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise, eski TCK'ya göre "kasten adam öldürmek" yargılanan baba Hasan ve oğlu Mehmet'i önce müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ardından babanın cezasını iyi halden 30 yıla, Mehmet'in cezasını da yaşı küçük olduğu için 15 yıla indirdi. Anne Hatice ve diğer kardeş İdris beraat etti. Yargıtay ise, yeni TCK'nın sanıkların lehine olması nedeniyle kararı bozdu. Ayrıca tahrik indirimi yapılmasını istedi.
İYİ HAL İNDİRİMİ
Davayı ikinci kez görüşen mahkeme, oy çokluğuyla verdiği kararda, baba ile oğlunu TCK'nın 82/1-d maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ardından, "cinayetin haksız tahrik altında işlendiği" gerekçesiyle cezaları 24 yıla indirdi.
Sonra "iyi hal" indirimi geldi; babanın cezası 20 yıla, oğlununki de 6 yıl 8 aya düştü. Mehmet, tutuklu kaldığı süre cezasını karşıladığı için tahliye edildi. Babanın cezaevinde kalacağı süre ise 6 yıla indi. Olay "tipik bir töre cinayeti" diye nitelendi ve Gülseren'in kapalı toplum ve tutucu aile çevresi içinde ailesini küçük düşürecek şekilde yaşamaya devam etmesi, kardeşini 'Başıma erkek mi kesildin?' diye terslemesi "haksız tahrik" sayıldı.
Dosyayı 10 Aralık'ta ele alan Yargıtay 1. Ceza Dairesi de, kararı oy çokluğuyla onadı. Ancak Başkan Mehmet Yalçın, karara, babanın delil yetersizliği nedeniyle beraat etmesi gerektiği yönünde şerh koydurdu. Başkan ayrıca, Gülseren'in kötü yola düştüğü yönünde yeterli delil bulunmadığını ve Mehmet'e tahrik indirimi uygulanmaması gerektiği yönünde muhalefet şerhi koydu.
Etiketler:
ensest,
gülseren tanrıkut,
tecavüz,
töre,
yargıtay
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
