1 Şubat 2010 Pazartesi

Utanç stadyumu

Paylaş
İlkokul çağındaki çoccuklar, sonbaharda düzenlenecek turnuva için inşa edilen stadyumda köle gibi çalıştırılıyor




Fotoğraflarda gördüğünüz bu çocukların aslında evde oyun oynuyor ya da okula gidiyor olmaları gerekirdi. Ancak ilkokul çağında ve daha da küçük yaşlarda olan bu çocuklar, bir stadyum inşaati için köle gibi çalıştırılıyorlar. Önümüzdeki sonbaharda Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlenecek İngiliz Milletler Topluluğu oyunlarının düzenleneceği Jawaharlal Nehru stadının inşaası için boylarından büyük kazmalarla insalık dışı şartlarda çalışan bu çocuklar, anne babalarına da ek gelir sağlıyor. Devlet inşaata çocuklarını gönderen ebeveynlere ekstra ödenek ve çocuklar için temel besin maddeleri sağlıyor. Çocuklarıyla beraber inşaatta çalışan ebeveynlere ise ekstra öğün veriliyor.

Oyunların sonbahara yetişmesi için Hindistan devleti çocuklar da dahil olmak üzere binlerce kişiyi son derece kötü şartlarda çalışmaya zorluyor.



Hani töre cinayetine indirim yoktu!

Paylaş
Gülseren töre cinayetine kurban gitti. Mahkeme baba ve oğula "tahrik" indirimi yaptı. Oğul serbest kaldı. Baba ise...




Her şey Diyarbakırlı 18 yaşındaki Gülseren Tanrıkut'un, üvey kardeşinin tecavüzüne uğramasıyla başladı. Olay ortaya çıkınca, genç kız başka biriyle evlendirildi.



Ancak bakire çıkmadığı için, imam nikahlı eşinden sürekli dayak yedi. Dayanamadı; baba evine dönüp, sekreterlik yapmaya başladı. Bu kez de "dul kadın" damgası yakasına yapıştı. Komşuları, "Eve geç geliyor. Askılı elbise giyiyor" diye dedikodu çıkardı. Sonunda, "aile namusuna leke sürdüğü" gerekçesiyle Gülseren'in ölüm fermanı imzalandı.





BABASI BOĞDU

Gülseren, 6 yıl önce bir gece infaz edildi. 15 yaşındaki Mehmet çırpınmasın diye ayaklarından tutarken, babası Hasan Tanrıkut elektrikli ısıtıcının kablosuyla boğdu Gülseren'i. 12 yaşındaki İdris de olanı biteni seyretti. Hasan Tanrıkut, tanınmaması için kızının yüzüne naylon poşet eritip damlattı.



Sonra cesedi şeker çuvalına koyup, oğullarına "Atın" emrini verdi. İki kardeş, ablalarını 50 metre uzaklıktaki okulun duvarının dibine bıraktı. Gülseren'i, 1 hafta sonra annesi teşhis etti morgda. Töre cinayetini, 12 yaşındaki İdris'in ifadesi ortaya çıkardı. Ama bu ifade, İdris'in yaşı küçük olduğu için resmi tutanaklara geçmedi. 15 yaşındaki Mehmet, suçu üstlenmeye çalıştı. Ablasını uyardığını, "Sen de başıma erkek mi kesildin?" cevabını aldığını savundu.



Sonra da İdris ifadesini değiştirdi. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise, eski TCK'ya göre "kasten adam öldürmek" yargılanan baba Hasan ve oğlu Mehmet'i önce müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ardından babanın cezasını iyi halden 30 yıla, Mehmet'in cezasını da yaşı küçük olduğu için 15 yıla indirdi. Anne Hatice ve diğer kardeş İdris beraat etti. Yargıtay ise, yeni TCK'nın sanıkların lehine olması nedeniyle kararı bozdu. Ayrıca tahrik indirimi yapılmasını istedi.





İYİ HAL İNDİRİMİ

Davayı ikinci kez görüşen mahkeme, oy çokluğuyla verdiği kararda, baba ile oğlunu TCK'nın 82/1-d maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ardından, "cinayetin haksız tahrik altında işlendiği" gerekçesiyle cezaları 24 yıla indirdi.



Sonra "iyi hal" indirimi geldi; babanın cezası 20 yıla, oğlununki de 6 yıl 8 aya düştü. Mehmet, tutuklu kaldığı süre cezasını karşıladığı için tahliye edildi. Babanın cezaevinde kalacağı süre ise 6 yıla indi. Olay "tipik bir töre cinayeti" diye nitelendi ve Gülseren'in kapalı toplum ve tutucu aile çevresi içinde ailesini küçük düşürecek şekilde yaşamaya devam etmesi, kardeşini 'Başıma erkek mi kesildin?' diye terslemesi "haksız tahrik" sayıldı.



Dosyayı 10 Aralık'ta ele alan Yargıtay 1. Ceza Dairesi de, kararı oy çokluğuyla onadı. Ancak Başkan Mehmet Yalçın, karara, babanın delil yetersizliği nedeniyle beraat etmesi gerektiği yönünde şerh koydurdu. Başkan ayrıca, Gülseren'in kötü yola düştüğü yönünde yeterli delil bulunmadığını ve Mehmet'e tahrik indirimi uygulanmaması gerektiği yönünde muhalefet şerhi koydu.



GERÇEK BELGE

Paylaş
Hain bir saldırıya kurban giden Milliyet gazetesi Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi İzet, yaşadığı acıyı anlatmak için “31 yıldır babamın kanlı gömleğiyle birlikte yaşıyorum” dedi.



Milliyet yazarı Can Dündar’ın hazırladığı NTV’deki Canlı Gaste programında dün akşam Abdi İpekçi suikastı masaya yatırıldı.

Programa İpekçi’nin kızı Nükhet İpekçi İzet, dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş ve gazeteci Belma Akçura katıldı.

Ağca’nın 4 yıl önceki yanlış tahliyesine değinerek, bütün olacakları tahmin ettiğini belirten İpekçi, “4 yıl önce daha güçlü bir kucaklama vardı. Gösteriyi tahmin ediyorduk. Diğer tetikçilerde de gördük. Toplumumuz onları yetiştiriyorsa onların ardından muhakkak karşılayacak olan kişiler de var. Biz ne kadar görmeyelim desek, kahramanlaştırmayalım desek de sadece bu olaylarda birilerinin kahramanı birilerinin öldürücüsü oluyor” dedi.



‘Taraftarları var’

Fazla sakin bir kişiliği olduğunu kaydeden İpekçi, bunun fazlaca tecrübeli olmaktan da kaynaklandığını vurguladı.

Bazı hukukçuların ağzından bile, ‘O’nun için canımızı veririz’ lafını duyduğunu vurgulayan İpekçi, sadece babasının katili Mehmet Ali Ağca’nın değil Dink’in katili Ogün Samast’ın da taraftarları olduğunu kaydetti.

Öldürme işine katılanlar arasındaki dayanışmaya dikkat çeken İpekçi, “Niçin bizler tarafsızız. Niye hukukçular veya olayları anlamaya çalışan gazeteciler aynı birlikteliği göstermiyor?” diye sordu.



‘Bir şeyler yapılmalı’

Kendisinden beklenen öfkeyi gösteremediğini de vurgulayan İpekçi, artık bir şeyler yapmak gerektiği üzerinde durdu. Aynı masada olduğu Güneş’e dönen İpekçi, “Ben kendi adıma bu kadar yıl ölmedim yüzünü gördüm diye memnunum” dedi. İpekçi, “Bütün o yıllar içinde sizin varlığınız gerekliydi. Çok zor bir şey onunla yaşamak. Sizin için de. 30 yılımız daha yok. Kişiler olarak, bir de toplumumuz adına yok” diye konuştu.



‘O yol kesilmemeliydi’

Güneş ise İpekçi ile ilk kez bu kadar yakın olduklarını ifade ederek, “O’nu memnun edecek, yüreğindeki bütün soruları babasıyla ilgili katledilmesiyle ilgili bütün çocukların katledilmeleriyle ilgili sorulara cevaplar verebilmemiz gerekirdi. Devlet bununla yükümlüydü. Ben o yıllar görevliydim. O yükümlülüğü yerine getirememiş olmaktan sıkıntılıyım. Hele birinci derece muhatapla karşılaştığınız zaman” dedi.

Cinayetin birçok ipucunu ele geçirdiklerini kaydeden Güneş, çırpındıklarını, çözüme gidebileceklerini vurguladı. Güneş, dönemin askeri yetkililerini suçlayarak, “Yol görünmüştü. Orada yürünüyordu. Heyecanla takip ediyorduk. O yol kesildi. İsyanım o. O yol kesilmemeliydi. Bu benim vicdanımı rahatlatacak bir gerekçe değil. Masum bir gerekçe değil. Soruşturma cinayeti planlayan merkeze doğru gidiyordu. Bu acı değil mi?” diye sordu.

Güneş, şunları söyledi:

“Bu sarsıcı olayları teröriste yaptırırlar. Amaçlanan şiddetin egemen olduğu ortamı yaratmak. Darbe mi, otoriter mi, bir düzene zemin hatırlamak. İpekçi önemli bir insandı. Senin babanın cinayetini tam aydınlatmamızın önü kesildi. Acı değil mi? Niye İpekçi’ye kıyıldığı, niye hedef seçildiğini çözmek üzereydik. ”



‘Öldürmeyelim artık’

Kendilerine ek süre verilmemesini yine eleştiren Güneş, 12 Eylül’den sonra ise gözaltı süresinin 90 güne çıkarıldığını hatırlattı. Akçura’nın ‘Savcı ile gö-rüştünüz mü?” şeklindeki sorusu üzerine de “Ben onun amiri değilim. Benim memurum değil. Ben emniyetle görüşürüm” diyen Güneş, soyadı “Kuçsan” olan dedektifin de soruşturmayı çok düzgün götürdüğünü kaydetti.

Söz alan İpekçi de, “O kadar çok kişi, bir insanı öldürmek için saklamak, korumak, kaçırmak... Birisi de öldürmeyelim artık diyemez mi?” diye üzüntüsünü dile getirdi. Kaçışın ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Güneş, Ağca’nın talep edip gittiği cezaevinden TSK içinde yuvalanmış ekip tarafından kaçırıldığını vurgulayarak, “Orman içindeki en kalın ağaç yıkılmak istendi. Asıl yapı ordu içinde vardı ” dedi.



O gömleği gösterdi

Programda babasının vurulduğu gün üzerinde bulunan kanlı gömleğini çıkaran İpekçi, şöyle konuştu: “O dönemde en yetkin, siz de sorumlu görevlerde bulunan kişiler vardı. Sıkan şova karşı. Benden bir şekilde şov mu istiyorsunuz, ben de şov yapabilirim, delirme noktalarına geliyorlar.

Yüzleşme noktasına geldim. Ben babamı buraya getirdiğim şimdi çok rahatlıkla tuttuğumu gösterebileceğim gömleğiyle geldim. 31 yıl bununla yaşadım. O yüzden dehşete kapılıyorum. O dönem bir amaca ulaşmak için birtakım kişiler işbirliği yapabilir. Ama biz hâlâ aynı şeyleri konuşuyorsak, aynı gömleği taşıyan birileri varsa bizim artık bu kurumun zedelenmesi itibarının kaybedilmesi veya falanca kişiyi görecek halimiz yok. Ben bu şovu, gösteriyi yapacak en son kişiyim. Televizyona çıkmak bile bana çok ağır geliyor.”



‘Babam, affederdi’

Ağca’nın eski avukatı Hacı Ali Özhan’ın dile getirdiği, İpekçi ailesini ziyaret isteğiyle ilgili ise Nükhet İpekçi, babasının Papa gibi yaralanması halinde Ağca’yı affedebileceğini, ancak cinayetten sonra yaşananları görmesi halinde başta kendisini affetmeyeceğini kaydetti.

İpekçi, “Bu kişisel bir olay değil. Burada bambaşka bir şey var. Aileler arası İpekçi Ağca gibi aileler arası bağdan kurtulmalıyız.” dedi.







Nükhet İpekçi, Hasan Fehmi Güneş’in de katıldığı programda, babası vurulduğunda üstünde olan kana bulanmış gömleği gösterdi.



Takım arkadaşının sevgilisini hamile bırakmış

Paylaş
İngiltere, Chelsea kaptanı John Terry’nin ‘çifte ihaneti’ni konuşuyor


İngiltere Milli Takım kaptanı ve Chelsea’nin yıldızı olan ünlü futbolcu John Terry’ nin, ülkeyi sarsan çifte ihanet skandalında şok bir gelişme yaşandı.

İngiliz basınında yer alan son haberlerde, Terry’nin takımdan en yakın arkadaşı olan Wayne Bridge’in sevgilisi Vanessa Perroncel’i hamile bıraktığı da öne sürüldü. İddialara göre evli ve iki çocuk babası olan Terry, kürtajı da bizzat ayarladı.

20 bin sterlin harçlık

İngiliz News of The World gazetesinde yer alan habere göre, John Terry, arkadaşı futbolcu Wayne Bridge’in sevgilisi, Fransız asıllı iç çamaşırı modeli Vanessa Perroncel ile aşk yaşıyordu. Sevgilisinin hamile kaldığını öğrenen Terry, haberi alır almaz Londra’daki özel bir klinikten kürtaj için randevu aldı. Bununla da kalmayan yıldız futbolcu, operasyonun ardından Perroncel’e “Neşesi yerine gelsin diye” 20 bin sterlin verdi. Kürtajın, ikilinin ortak kararı olduğu öğrenildi.

Gergin yüzleşme

John Terry’nin özel hayatını korumak amacıyla News of The World gazetesine açtığı davayı kaybetmesinin ardından, kadınlar cephesinde de işler karıştı. Terry’nin karısı Toni Poole, davanın sonuçlanmasıyla birlikte soluğu bir zamanlar yakın arkadaşı olan Vanessa Perroncel’in evinde aldı. İkilinin bir araya gelmesine tanık olan kaynaklardan elde edilen bilgiye göre, Perroncel ve Poole arasındaki konuşma oldukça gergin geçti.



Soğuk hava geri gelecek

Paylaş
Balkanlar’dan gelen soğuk havanın etkisi altına gireceği belirtilen Marmara Bölgesi’nde hava sıcaklığının kar yağışıyla birlikte 10-12 derece düşeceği bildirildi.




AA muhabirinin Balıkesir Meteoroloji Bölge Müdürlüğünden aldığı bilgiye göre, Bursa, Çanakkale ve Balıkesir bölgesinde bugün gündüz sıcaklığı 14-17 derece arasında değişiyor.Bölgede salı gününe kadar gündüz sıcaklıklarının Bursa’da 4 derece düşerek 13, Balıkesir’de 8 derece azalarak 7, Çanakkale’de de 8 derece düşüşle 6 dereceye inmesi bekleniyor.Salı günü Balkanlar’dan gelecek soğuk havanın etkisine girecek olan bölgede, salıyı çarşambaya bağlayan gece kar yağışı olacağı tahmin ediliyor.Yağışla birlikte havanın soğuması ve hava sıcaklıklarında 10-12 derecelik bir düşüş olması bekleniyor.Özellikle perşembe günü, Bursa, Balıkesir ve Çanakkale çevresinde gece sıcaklıklarının eksi 2-4 derece arasında olacağı tahmin ediliyor.



DOĞU ANADOLU'DA 372 KÖY YOLU KAPALI



Doğu Anadolu Bölgesi’nde kar yağışı ve tipi nedeniyle 372 köy yolunda ulaşım sağlanamıyor.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, bölgede aralıklarla devam eden kar yağışı ve tipi, yüksek kesimlerde bulunan köylere ulaşımı olumsuz etkiliyor.

Bölge illerinden Tunceli’de 172, Bingöl’de 95, Erzurum’da 92, Muş’ta 8 ve Ardahan’da 5 köy olmak üzere toplam 372 köy yolu, kar ve tipi yüzünden ulaşıma kapalı bulunuyor.

İl Özel İdare Müdürlüğüne bağlı karla mücadele ekipleri, kapalı köy yollarının ulaşıma açılması için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Karla mücadele ekipleri, yol açma çalışmalarının yanı sıra ulaşımın sağlanamadığı köylerden durumu ağır olan hastaları da hastanelere yetiştiriyor.

Erzurum’da son 24 saat içerisinde 2’si doğum olmak üzere 4 hasta, İl Özel İdare Müdürlüğü ekiplerince kar üstü araçlarla hastanelere kaldırıldı.

Öte yandan, kara yollarında meydana gelen buzlanma nedeniyle araç trafiğinde de zaman zaman aksamalar yaşanıyor. Karayolları 12. Bölge Müdürlüğü ekipleri, yollarda buzlanmaya karşı tuzlama çalışması yapıyor.

Bu arada, meteoroloji yetkilileri, bölgenin Orta Karadeniz üzerinden gelen yağışlı hava akımının etkisi altına girdiğini belirterek, bölgede kar yağışının aralıklarla gün boyu etkisini devam ettirmesinin beklendiğini bildirdi.

Gece ölçülen en düşük hava sıcaklıklarının da Ardahan’da eksi 5, Tunceli’de eksi 4, Erzurum’da eksi 3, Kars’ta eksi 2, Erzincan ve Iğdır’da 0 derece olduğu kaydedildi.

Günün en yüksek hava sıcaklıklarının ise Tunceli ve Ardahan’da 1, Ağrı’da 2, Erzurum’da 3, Kars’ta 4 ve Erzincan’da 7 derece olması tahmin ediliyor.

1 Şubat tarihi neden önemli

Paylaş
Bugün güneş tutulması ya da olağanüstü bir olay yaşanmayacak; ancak dünyada çok nadir olarak görülen bir matematik olayı bu tarihte görülüyor. İşte 1 Şubat tarihinin sırrı...





ABD’de bulunan Portland Üniversitesi’nde Elektrik Mühendisliği profesörü olan ve yıllardır kendi alanında önemli çalışmalarda bulunan Türk bilim insanı Aziz İnan, sayıları çok seviyor ve sayılar üzerinde sayısız çalışması bulunuyor.



Bulduğu vakitlerde sayılar üzerinde araştırmalar yapan İnan, ay/gün/yıl tarih yazılımı sistemi üzerindeki çalışmalarıyla ABD’de büyük ses getirdi. Başta USA Today ve Los Angeles Times olmak üzere ABD’nin önde gelen gazetelerinde makaleleri yayınlanan İnan, Palindrom olarak da bilinen tarih yazılımı sistemi üzerinde uzun yıllardır çalışıyor.





Palindrom nedir

Sayı ve harflerin tersten okunuşu da aynı olan cümle, kelime veya sayılara denir. Örneğin 323, 6336, 7895987 veya Kak, Kaçak, İki palindrom sistemine örnek olarak gösterilebilir.





1 Şubat tarihi neden önemli

Palindrom sistemine göre bakıldığında 1 Şubat tarihini gün/ay/yıl sistemiyle yazdığımızda 01.02.2010 tarihine ulaşıyoruz.



Bu rakamları bir araya getirdiğimize 01022010 sayısına ulaşıyoruz ki dikkat edeceğiniz üzere rakamlar tersten bakıldığında da aynı değeri veriyor.



İşin ilginç yanı aa/gg/yy sistemini kullanan (ay önce, gün sonra) Kanada ve ABD’yi hesaba katmazsak tüm dünyada tercih edilen tarih sisteminde (gg/aa/yy) rakamların bu yansıma olayı oldukça nadir olarak görülüyor.



Örneğin bir önceki Palindrom günü 10 Şubat 2001 tarihinde (10.02.2001 / 10022001) görülmüştü. Ve işin daha da ilginç yanı, 10 Şubat 2001 tarihinden önce Palindrom günü 809 yıl önce, yani 29-11-1192 (29111192) tarihinde görülmüştü ve o tarihten 2001 yılına kadar Palindrom gün görülmemişti.



Türkiye’nin tarih sistemine göre bakıldığında bu yüzyılda toplamda 29 adet palindrom gün bulunuyor ve 1 Şubat 2010’dan sonraki palindrom günü 11 Şubat 2011 tarihinde (11022011) görülecek.





Bu yüzyılda yaşanacak palindrom günlerinin ilk 5 tanesi ise şöyle:

- 11.02.2011 -



21.02.2012 -



02.02.2020 -



12.02.2021 -



22.02.2022



Bu yüzyılda görülecek 29. palindrom gün ise 29 Şubat 2092 yani 29.02.2092 tarihinde bulunuyor.





Aziz İnan kimdir

15 Mayıs 1955 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Aziz İnan, Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldu ve ABD'de bulunan Portland Üniversitesi'nde öğretim üyesi kimliğiyle görev aldı. USA Today, Los Angeles Times, Chicago Tribune, Denver Post, Boston Globe, Seattle Times gibi ABD'nin önde gelen gazete ve yayınlarda makaleleri yayınlanan İnan, palindrom sistemi üzerindeki çalışmalarıyla tanınıyor.



Televizyon Hackerı" her an heryerde!

Paylaş
Atilla Nuran, Facebook ve diğer internet sitelerinde binlerce hayranı olan bir şizofren.Ona "Televizyon Hackerı" deniyor.



"Televizyon Hacker'ı", Atilla Nuran, Kimdir ?



"Karısının Çeyizini Yiyen Adam", "Otto Bariç'e Taş Atan Adam" Atilla Nuran'ın lakapları arasında. Yeni lakabıyla hayli ilginç...



Ona, "Televizyon Hacker'ı" deniyor artık. Kadın programlarını arayıp dalga geçen ve kendisini rahatlatlatan Atilla Nuran'a bu lakabı sanal alemdeki hayranları takmış. Bizlere Atilla Nuran'ı tanıtan kişi ise radyo programcısı Zeki Kayahan Coşkun. Matrax isimli radyo programına katılan Atilla Nuran'a senaryolar veren Zeki Kayahan Coşkun, böylece Atilla Nuran'ın kadın programlarıyla dalga geçmesi sağlıyor.



411 paranoyası 367 olayı var

Paylaş
TRT’de yayınlanan “Enine Boyuna” programında Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin değiştirileceğini söyleyen Başbakan Erdoğan, siyasi mevzuat değişiklikleri konusunda, “Sütten ağzımız yandı, şimdi yoğurdu artık üfleyerek yeme durumuna geldik” dedi




TRT’de yayınlanan “Enine Boyuna” programında Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin değiştirileceğini söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Balyoz” darbe planı iddiasıyla yeniden gündeme gelen ve 28 Şubat sürecinin en önemli sonuçlarından birisi olarak gösterilen Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü (EMASYA) üzerinde çalışma yapıldığını belirterek, “Bu protokolü bir defa ortadan kaldıracağız” diye konuştu. Erdoğan Anayasa değişiklikleri konusunda ise “Sütten ağzımız yandı, şimdi yoğurdu artık üfleyerek yeme durumuna geldik. 411 paranoyası var. 367 olayı var. Bunları hep yaşadık. İstiyoruz ki parlamentoda bir konsensüs oluşsun” görüşünü ortaya koydu. Erdoğan, şunları kaydetti:

MİLLİ GÜVENLİK SİYASET BELGESİ: Bunu gördüğümüzde, bütün itibariyle değerlendirmeye aldığımızda hakikaten tüyler ürpertici tablolar sergiliyor. İşin açıkcası kanuni bir geçerliliği yok. MGK’nın bizim gelişimizden önceki havası çok farklıydı. AB süreci içerisinde MGK’nın bir istişari kurul tespitiyle geçmesi, süreci tabii çok çok farklı bir şekle dö-nüştürdü. Siyaset belgesinin içerisinde çok ciddi değişiklikler yapıldı, bu yıl yeniden ele alınacak. MGK bir defa karar merci değildir. Bize tavsiyede bulunur.

EMASYA’YI ORTADAN KALDIRACAĞIZ: Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile ilgili olarak, bir defa sorun alanlarını buradan çıkartmak istiyoruz. EMASYA üzerinde çalışma yapılıyor. EMASYA protokolü diye bir şey olamaz, olmayacak. Yasal düzenleme gerekiyorsa yasalı da yapacağız. Bu protokolü bir defa ortadan kaldıracağız.

GAZ VERMEYE DEVAM EDİYORLAR: Bazı köşe yazarları köşelerinden hâlâ gaz vermeye devam ediyorlar. Ben tabii ne gaz veren, ne gaza gelen, ne gaz alan olmak istemiyorum. Çıkmış köşesinden rahat rahat konuşuyor, ‘Özal uyguladı, Erdoğan nutuk atıyor’ diyor. Ortada bazı gerçekler var. Savcı bir şeyi yürütmeden talep ettiği zaman, bunu sümenaltı etmeyen bir irade var. Ergenekon’da olanları biliyorsunuz. Neler ortaya çıkıyor. Bunun ardından daha başka şeylerin geleceğini söyledim. Neden söyledim? Çünkü, bunlar işaret fişekleri. Tabii bir normalleşmeye giderken sancılar olacak. Bu sancıları yüksek dozda darbe olarak gösterme gayreti içerisine girenler de var. Ama, ortada bir gerçek var. Bir şeyler bu ülkede yapılmış, yapılmamış değil.

YARGITAY BAŞSAVCISI’NA: Eğer siz hakikaten siyasi partilere böyle bir hissiyatı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde vermeye gayret ederseniz, hele hele bunu Yargıtay Başsavcısı bu şekilde ifade ederse, burada düşünmemiz gerekir. Yargıtay Başsavcısı ortada herhangi bir şey yokken nasıl böyle bir ifadeyi kullanır? Bu olacak iş mi? Bunları şimdi bir siyasi lider konuştuğu zaman, niye konuştu? Kardeşim orada konuşma, burada konuşma, nerede konuşacaksın? Allah aşkına, biz bu filmi tekrar tekrar seyretmeye mecbur muyuz? Yani biz her şeyi bırakacağız, bundan sonra tekrar hissetmeye başlayacağız. Ne hissediyoruz? Böyle bir hissim yok.

YARGI VESAYETİ VAR: Böyle bir sivil vesayet olur mu? Bu sivil vesayeti üzerinde başka bir vesayet var. Ne o? Yargı vesayeti... Sıkıntı burada. Türkiye’yi yargı devleti olmaya gayret gösteren bir zihniyetle karşı karşıya bırakmak istiyorlar.

BAYKAL’IN KURNAZLIĞI: Belli bir grup medyanın köşe yazarlarının yazdıkları var. İşi o kadar ileri götürüyorlar ki, ‘Madem inanmıyosun, Genelkurmay Başkanı’nı görevden alırsın’ diyor. Sen bu ülkede koalisyona ortak oldun. O zaman bu sıkıntılar yok muydu. Böyle bir şeyi gündeme niye getiriyorsun? Bir defa çirkin olan bu.

SAYIMIZ BIÇAK SIRTINDA: Türkiye’nin referanduma alışması lazım. Anayasa gibi bu kadar ciddi bir konuyu da millete götürelim, millet kararını versin. Biz sadece işin paketini hazırlayalım, mini mi, orta boy mu, geniş mi olur, bunu da aramızda konsensüsle çözelim istiyoruz. Çok geniş kapsamlı değil ama değiştirilemezleri bir kenara koyup, bunun dışında neler yapılabilir? İstiyoruz ki, AB normlarında bir anayasayı ülkemize kazandıralım. İdeal yol olarak da referandumu görüyoruz. Referandumda da zamandan kazanalım, 120 gün olmasın. Yarın icabında bir madde için de halkımıza gitmek gerekebilir. Sayısal olarak grubumuz bıçak sırtında, olaya tabii olumlu olumsuz yaklaşanı da olabilir, çünkü gizli oylama oluyor. Onun için tabii riske etmek istemiyoruz.

411 PARANOYASI VAR: (Siyasi kapatma davalarına ilişkin mevzuat değişiklikleri konusundaki bir başka soru üzerine)Böyle bir adımı atabilmek için önümüzde birçok engel var. Sütten ağzımız yandı, şimdi yoğurdu artık üfleyerek yeme durumuna geldik. 411 paranoyası var. 367 olayı var. Bunları hep yaşadık. İstiyoruz ki parlamentoda bir konsensüs oluşsun. Ortada bir 82 var. Bu 82’nin değişmesinin gereğine Türkiye’nin büyük çoğunluğu ‘Evet’ diyor. Tamamen bu parlamentoya, millete ait bir anayasayı... Tamamını değiştirmeye gerek yok. Bu iddiayı ortaya atanlar da tahrik ediyorlar.

TSK İÇ HİZMET KANUNU’NDA DEĞİŞİKLİK: (Darbe söylentilerinin dayandırıldığı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmetler Kanunu’nun 35. maddesinde değişiklik yapılıp yapılamayacağı sorulunca): Bütün bunları bir konsensüs içinde, yapmak müşterek bir çalışmayla gerçekleştirmek hakikaten olur mu? Olur.

Bunun için çok uzun zamana da ihtiyaç yok. Bunlar üzerinde tekrar oturulup düşünülmesi gereken bir konu ve bu noktayla ilgili olarak da iktidarıyla muhalefetiyle bir konsensüsü oluşturmak şart diye düşünüyorum. Bu konuda askere özellikle o madde, bu dediğimiz konularda resen harekete geçme müsaadesini zaten vermiyor. Böyle bir şey yok. Adı üzerinde zaten, İç Hizmet Kanunu. Ama oradan o dediğiniz çıkarılmaya gayret ediliyor, yani durumdan vazife çıkarma anlayışı oradan kaynaklanıyor.



Semra Özal’a ziyaret

Başbakan Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan dün eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı Sarıyer’deki evinde ziyaret etti. Yaklaşık 2.5 saat boyunca Özal ailesinin evinde kalan Erdoğan, buradan Ankara’ya gitmek üzere ayrılarak havalimanına gitti. Ziyaret sırasında Semra Özal’a oğlu Ahmet Özal’ın da eşlik ettiği öğrenildi.







Erdoğan’a ‘Altın Portakal’lı koruma

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kısa film dalında “Altın Portakal” kazanan bir yönetmen tarafından korunuyor. Erdoğan’ın koruma ekibinde görev yapan Murat Bülbül (arkada) isimli polis memuru, 2003’te düzenlenen 9. Altın Portakal Kısa Film Yarışması’nda “Bulanık” adlı eseriyle kısa film dalında “Jüri Özel Ödülü”nü kazandı. Bülbül’ün, ayrıca “Bulanık” adlı eseriyle Aydın Doğan Vakfı Genç İletişimciler Yarışması’nda “En İyi Televizyon Programı” ve kamera asistanlığı yaptığı “İki Demir Çubuk” adlı belgesel çalışmasıyla da, “Belgesel” dalında ikincilik ödülleri var. Öncü koruma ekibinde görev yapıyor.

MURAT PAZARBAŞI Ankara





Askere Emine Hanım sitemi

Nejat Uygur GATA’da hasta yatıyor. Benim kendi eşim ziyarete gitmek istiyor. Nejat Uygur’un hanımı arıyor ve diyor ki, ‘Ne olur biz sizinle dışarıda buluşsak... Siz buraya gelmeseniz... Çünkü burada yetkililer sıkıntı doğabilir, gelmemesi isabeti olur.’ Ben bunu en üst düzeyde gündeme getirdim. ‘Nedir bu hal ya, ne yaptıklarının farkında mısınız?’ dedim. Bunu söylemek zorunda kaldım. Bu sıkıntılar hâlâ var. Burada işte bir gerilim var. Şimdi köşe yazarları bunları yazıyor. Yazıyorsun da, kimlere bu ülkede ne tür uygulamaların olduğunu gör. Bu tür zihniyetler bir gecede değişmiyor. Bir zaman alacak. Ama şu anda Genelkurmay’da, Genelkurmay Başkanımız olsun, kuvvet komutanlarımız olsun, olaylara yaklaşımında bizim paslaşmamız olumlu bir şekilde gelişiyor. İş böyle kendi haline bırakılmış değil. Çünkü, bu kurumlarımız öyle pek şaibe kaldıracak kurumlar değil. Bunların üzerinden bu şaibeleri ne yapıp yapıp temizlememiz lazım.







Büyükanıt dönemiydi

Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olduğu Kasım 2007’de TSK Rehabilitasyon Merkezi’nde tedavi gören tiyatrocu Nejat Uygur’u ziyaret etmek için Uygur’un eşi Necla Uygur’u telefonla aramış, Necla Uygur da bu talebi olumlu karşılamıştı. Ancak, Necla Uygur ziyaretin imkânsız olabileceğinin kendisine iletildiğini, bu nedenle Emine Erdoğan’ı arayarak dışarıda buluşabileceklerini bildirmişti. Necla Uygur, olayla ilgili olarak, “Böyle bir olayın içinde olmaktan mutsuz olduğumu kendilerine söyledim. Böyle bir şeyin ortasında olmaktan ben çok mutsuz oldum” demişti. Ünlü tiyatrocu Nejat Uygur, 10 Eylül 2007’de beyin damarlarında oluşan bir tıkanıklık nedeniyle geçirdiği kısmi felç nedeniyle tedavi altına alınmıştı.



Kamuda kurallar değişiyor

Paylaş
Hükümetle sendikalar arasında yapılan görüşmeler sonucunda kamu çalışanları, birçok yeni hak elde etti




Güvenlik için zaruri haller dışında çalışanlar kamera ile izlenemeyecek. Tatil günlerinde memurların il dışına çıkışına amirlerince kolaylık gösterilecek. Zaman'ın haberine göre, söz konusu sosyal haklarla ilgili genelge Resmi Gazete'de yayımlanırken, sendikalar genelgeyi yeterli bulmadı. Verilen hakların, mutabakat altında olduğu ileri sürülüyor.

Hükümet ile sendikalar, ağustos ayındaki toplu görüşme sürecinde memurlara çeşitli sosyal haklar verilmesi konusunda mutabakata varmıştı. Yüzde 5 zam ile üzülen memurun gönlünü sosyal haklarla almak isteyen hükümet, sözünü tuttu. Kamu çalışanlarına yeni haklar getirecek düzenleme Başbakanlık genelgesi ile sağlandı. 9 maddelik düzenlemeye göre bakmakla yükümlü olduğu özürlü yakını bulunan memura önemli kolaylıklar sağlanacak. Özürlü yakınının günlük bakımını yapabilmesi için memura izin kullanımında kolaylık getiriliyor. Ayrıca bu durumdaki personel, mesai saatleri dışındaki nöbet görevinden ve gece vardiyasından muaf tutulacak. Genelgeye göre disiplin soruşturmasına uğrayan memura, kendini savunması için yeterli süre verilecek. Soruşturma süresinin kanunda 7 günden az olmayacağı öngörülüyor. Ancak talep eden memura ilave savunma süresi tanınıyor. Ayrıca hakkında soruşturma yürütülen memurun üye olduğu sendikanın temsilcisi, disiplin kurullarında yer alacak. Böylece sendikası memuru birinci ağızdan savunma hakkını elde edecek.

Sendikaların il ve ilçe temsilcilerine basına açıklama yapma yetkisi tanınıyor. Bu tür şikayetler disiplin soruşturmasına konu yapılmayacak. Eş ve sağlık durumuna dayalı tayin taleplerine özen gösterilecek. Memurların hafta sonu ve resmi tatil günlerinde il dışına çıkabilmeleri konusunda kolaylık sağlanacak. Çalışma alanlarının kamera ile izlenmesine sınırlama getiriliyor. Buna göre mecburi güvenlik ihtiyacı ve kamu yararını gerçekleştirme amacı dışında kamu görevlilerinin izlenmesine imkan verilmeyecek.

Sendikalar ise memura verilen hakların anlaşılandan az olduğunu savunuyor. Memur-Sen Başkanı Ahmet Gündoğdu, genelgenin hükümetin toplu görüşme sürecinde sağlanan anlaşmanın gereğini yapma konusundaki istek ve iradesini yansıtması yönüyle sevindirici olduğunu söylüyor. Ancak düzenlemenin içeriğinde yer alan maddelerin bir bölümüne ilişkin ifadelerin tatmin edici olmadığı gibi, uygulama sürecinde tereddütlere yol açacak mahiyette olduğunu belirtiyor. Gündoğdu, genelgenin 4., 5. ve 7. maddelerinde yer verilen 'azami özen gösterilecektir' ya da 'gerekli tedbirler alınacaktır' ibarelerinin ne türde bir inisiyatifle uygulanacağının tereddütlere açık olduğunu söylüyor.



İstiklal marşını okumadılar Türk bayrağı astılar

Paylaş
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) 1. Olağanüstü Büyük Kongresi başladı. Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda yapılan kongrede Öcalan posteri ve PKK bayrağı açıldı.Kongre salonunda "Demokratik Siyaset için demokratik katılım 1’nci olağanüstü kongremize hoş geldiniz" "Yaşasın emekçilerin birliği halkların kardeşliği", "Ya onurlu bir barış ya görkemli bir direniş ya özgür bir yaşam ya da hiç", "Çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelmesini engelleyemezsiniz" yazılı pankartlar asıldı. Salonda "Biji Serok Apo", "PKK halktır halk burada", "Kürdistan sizinle gurur duyuyor" sloganları atıldı. Kongre salonunu dışında ise partililer Kürtçe türküler eşliğinde halay çektiler.Eşbaşkanlığa aday olan Selahattin Demirtaş ile Gültan Kışanak kongre salonuna BDP milletvekilleri ile birlikte geldiler. Demirtaş, Kışanak ve BDP milletvekilleri salonu turlayarak delegeleri ve partilileri selamladılar.




BDP DİVAN BAŞKANI SEÇİLDİ



Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) 1’nci olağanüstü kongresi devam ederken divan başkanlığına Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır seçildi.



BDP’nin 1’nci olağanüstü kongresi Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda yapılırken, kongreye katılanlar arasında Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ile Siirt Belediye Başkanı Selim Sadak yer aldı. Kongrede tutuklanan belediye başkanlarının isimleri tek tek okundu. Tutuklu oldukları için kongreye katılamayan belediye başkanları partililerden yoğun alkış alırken, Belediye başkanlarının tutuklanması ve kelepçelenmesi ise "yuh"lanarak protesto edildi. Partililer "Erdoğan şaşırma bizi dağa kaçırma" şeklinde slogan attılar. Salonda, kongreye TEKEL işçileri de katılırken, işçiler de yoğun alkış aldı. Divan başkanlığına ise BDP Genel Başkanı Demir Çelik, TBMM Grup Başkanı Nuri Yaman ve milletvekilleri tarafından Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır aday gösterildi. Divan Başkanlığına seçilen Bayındır konuşmasını Kürtçe yaptı.



İSTİKLAL MARŞI YOK TÜRK BAYRAĞI VAR!



Ahmet Taner Kışlalı Salonu'ndaki kongrede, Divan Başkanlığına BDP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır seçildi. Bayındır, divan başkanı seçilmesinin ardından yaptığı Kürtçe konuşmayı daha sonra Türkçe olarak tekrarladı.



Türkiye'de bugün itibarıyla daha fazla barışa ve demokrasiye ihtiyaç olduğunu söyleyen Bayındır, ülkede demokrasi damarlarının tıkandığını savundu. Bayındır, damarların bir an önce açılması için by-pass gerektiğini savundu.



Terör örgütü PKK'nın sivil oluşumu "Kürdistan Topluluklar Birliği/Türkiye Meclisi (KCK/TM) Yapılanması"na yönelik yürütülen soruşturmaya da değinen Bayındır, "(Demokrasi) diyorsunuz, (egemenlik milletin) diyorsunuz. Bu belediye başkanlarını millet seçmedi mi? Bu durumu yaratanlar halkın vicdanlarında mahkum edildiler" diye konuştu.



BDP Genel Başkanı Demir Çelik, salona aralarında Selahattin Demirtaş ve Gülten Kışanak'ın da bulunduğu BDP milletvekilleriyle geldi. İstiklal Marşı'nın okunmadığı kongrede, saygı duruşunda bulunuldu.



"Demokratik Siyaset İçin Demokratik Katılım" sloganıyla yapılan kongrenin gerçekleştirildiği salonda kürsünün arkasına, parti flaması ve Türk bayrağı asıldı.



TUĞLUK VE TÜRK SALONDA



BDP’nin 1’nci olağanüstü kongresi Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda devam ederken, kapatılan DTP’nin genel başkanı Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk kongre salonuna geldi. Siyasi yasaklı Türk ve Tuğluk, BDP Genel Başkanı Demir Çelik’in konuşması sırasında salona partililerin ve delegelerin yoğun alkış ve tezahüratları arasında girdi